siddetten uzak durup muhalif olmak
cumhuriyet dergi icin Esra Acikgoz tarafindan yapilan roportajdir.
- ŞİDDETSİZLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR
Eylemlerden kampanyalara, hatta spordan sanat etkinliklerine kadar her yerde kendini hissettiriyor. Devletle vatandaşın ilişkisinde de, iktidarla muhalefetin arasında da, anne-babanın çocukla ilişkisinde de, hep o var. Kimi zaman aleni, kimi zaman alttan alta kendini gösteriyor. Şiddet, neredeyse bütün ilişkilerimizde. Şiddetten uzak bir yaşamı kurmaya çalışanlar da yok değil. Şiddetsizlik, Türkiye'de de uygulanmaya çalışılan bir hareket. Şiddetsizlik sitesinin kurucusu Hilal Demir anlatıyor.
- Şiddetsizlik dendiğinde ilk akla gelen nedense pasiflik oluyor...
Şiddetsizlik hareketinde pasifistler var, ama bütün hareket pasifizmle bağdaştırılmamalı. Çünkü şiddetsiz mücadelede kullanılan bir çok araç pasif değil aktif; iş birliğini red veya şiddetsiz müdahale gibi... Bu yanlış kanı aslında bize çok şey anlatıyor, yaşadığımız şiddet kültüründe şiddetin kullanılmadığı araçları değersiz kılma ve zayıflatma eğilimine giriyoruz, bu da şiddetin ne denli etkili bir araç olduğu yanılgısının içimize işlediğini gösteriyor. Oysa şiddetin çözüm getirmediği tarihteki örneklerle kanıtlanmış.
- Peki şiddetsizlik dendiğinde ne algılamalıyız?
Şiddetsizlik, sadece şiddetin yokluğu ile tanımlanmaz, bir politik mücadele biçimi ve yaşam felsefesidir. Ulaşmak istediği ütopyayı yani eşitlikçi, özgür, tahakkümsüz bir dünyayı bugünden yaşama geçirmeye çalışır. Bu yüzden diğer hareketlerden önemli bir farkı araç ve amaç arasında gösterdiği uyumdur. Şiddetsiz mücadele, iktidarların ihtiyaç duyduğu hükmedilenlerin itaati ve işbirliği olmaksızın kullanamayacağı kaynakları saptama, hedef alma ve geriletme yoluyla ilerler. Bu tarz bir kavrayış, en zayıf görünen grupların bile şiddetsiz direniş açısından nasıl bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyar. Şiddetsiz aktivistler için her gün yeni bir mücadeledir ve bu mücadelede karşıtının kullandığı şiddetli araçları değil, onu yok etmek yerine dönüştürebileceği araçları kullanmayı seçer. Bir alintiyla cevap verecek olursam; “aslında şiddetsizlik toplumsal, siyasi ve ekonomik mücadelenin bir aracı olarak, tarihin kendisi kadar eski. Bizim bunu bilmememiz; tarihi, bir savaşlar dizisi olarak algılamayı öğrenmiş olmamızdan.”
- Şiddetsizlik hareketinin Türkiye'de ortaya çıkışı neye dayanıyor?
Türkiye'de şiddetsizliğin politik tarihi uzun değil. Pratik ilk şiddetsizlik çalışması İzmir Savaş Karşıtları Derneği'nin 1996'da Foça'da gerçekleştirdiği uluslararası bir antrenmandı. Aktivistler ve dernek üyeleri şiddetsizlik ilkeleri ve araçları üzerine çeşitli eğitimler aldı. Daha sonra bazı dernek üyeleri “İzmir Şiddetsizlik İnisiyatifi”ni kurdu, Türkiye'de ve yurtdışında şiddetsizlik antrenmanları vermeye başladılar. Şu an şiddetsizlik antrenmanlarına yönelik Türkiye'de örgütlü çalışma yürütülmüyor. Bu, bireysel çabalarla ilerliyor. Türkiye'nin ilk şiddetsizlik üzerine web sitesi www.siddetsizlik.org hala işlevsel.
- En tepeden en küçük hücreye kadar şiddetle kuşatılmış; katliamlara, linç girişimlerine sıkça tanık olmuş bir ülkede yaşıyoruz. Devletin halkına, patronun işçiye, erkeğin kadına, anne-babanın çocuğuna bazen farkında bile olmadan şiddet uyguladığı bu ülkede şiddetsiz yaşayabilmek mümkün mü gerçekten?
Şiddetin hayatımızın her alanına girmesi şiddetsizliğe ne kadar da çok ihtiyacimiz oldugunu gösteriyor. Şiddet, egemenler ve ezilenler bağlamında bir döngü. Egemen otoritesini kullanarak diğerlerini ezer, ezilen ise bunu değiştirecek adım atmadığı yani itaat ettiği sürece otoritenin kullandığı şiddetti var kılar. Bu döngüden çıkmanın tek yolu ezilenin egemene verdiği gücü, iktidarını geri alması. Egemenler ya da otoriteler, yönetecekleri ya da dikte edecekleri birileri kalmadığında yok olur çünkü asıl güç birey olmanın değerindedir.
İşimiz zor, ama bir pasifistin dediği gibi “Bir kaktüs tohumundan gül yetiştiremezsiniz” yani şiddet içinde bulunduğumuz durumlarla baş etmek için şiddet kullanarak hayal ettiğimiz değişimi yaratamayız.
Şiddetsizlik politik mücadele olarak şiddeti kurumlaştıran, yeniden ve yeniden üreten toplumsal yapıları dönüştürmeyi, şiddetin kökenlerini değiştirmeyi de hedefler. Bu sistemde şiddetli ya da şiddetsiz yaşamak zaten zor ve benim için önemli olan inandığım değerleri elimden geldiğince hayata geçirmek.
- Hele de muhalifseniz devlet şiddetinden payınıza düşeni almayı göze almanız gerekiyor, ne yazık ki. Siz şiddet göstermeseniz de, kolluk güçleri şiddet gösteriyor. Şiddetsiz bir eylem gerçekleştirmenin yolu ne?
Şiddetsiz doğrudan eylem antrenmanlarıyla, bir eylemin örgütlenmesi her yönüyle eylemden önce deneyimlenir, polis güçlerince şiddetin kullanılabileceği olasılığı üzerine gerekli önlemler alınır ve stratejiler geliştirilir. Bu duruma karşı psikolojik hazırlıklar da yaparız. Bu yüzden şiddetsiz eylem diğer eylem biçimlerinden farklı olarak öncesinde ciddi ve uzun bir hazırlığı gerektirir. Şiddetsiz eylem her zaman bir uzlaşma stratejisi seçmez ve genellikle eylemler yürütülen bir kampanyanın parçasıdır, bu yüzden kampanyanın amacına hizmet eder. Mesela bir eylemde sert biçimde polis şiddetine maruz kalındığında, özellikle yalnızken direnilmemeli, ancak tabii ki istekli biçimde göz altına da gitmeyiz. Polis şiddetinin olası olduğu eylemlerde buna karşı pozisyonlar ve duruşlar çalışılarak şiddetin etkileri en aza indirgenmeye çalışılır. Önceden örgütlenen hukuk desteği devreye girer. Eylemin görsel kayıtçısı, avukatlar, gözlemciler bu durumları belgeler ve eylem sonrasında da mücadele bu yönüyle devam eder.
- En etkili şiddetsizlik eylemleri neler sizce?
Gandhi'nin önderliğinde verilen Hindistan bağımsızlık mücadelesi en bilineni. 20. yüzyılın başında kadınlar oy, işçiler sendika kurma hakkını, büyük katılımla gerçekleşen şiddetsiz gösterilerle ve fabrika işgalleriyle kabul ettirdiler. Kaliforniya'da Cesar Chavez ve Birleşik Tarım İşçileri, yoksul tarım işçileri için bir sendika kurdular ve tüm baskılara, tehditlere ve saldırılara rağmen şiddetten arınmış eylemin felsefesinden ve yönteminden vazgeçmediler. Böylece, diğerlerinin başarısız kaldığı yerlerde hedeflerine varabildiler. ABD'nin Hindiçin'de sürdürdüğü savaşa karşı verilen mücadelenin on yılı, büyük oranda şiddetten arınmış kitle gösterileriyle, sivil itaatsizlikle ve kamu çalışmasıyla gerçekleşti. ABD'nin bu savaştan çekilmesinde pasifistlerin payı büyük. Günümüzdeyse şiddetten arınmış direniş, nükleer silahlara ve nükleer santrallere karşı mücadelede kendini gösteriyor. Geçen hafta gerçekleştirilen Anti-Castor adlı nükleer atıkları taşıyan trene karşı yapılan şiddetsiz eylem uzun yıllardan beri sürüyor ve bu seneki eylem bugüne kadar başarılan en uzun gecikmeyi yaşattı. Bu, transferi gerçekleştiren şirkete milyonlarca avroya mal oldu.
- ŞİDDETSİZLİK BİR YAŞAM BİÇİMİDİR
Eylemlerden kampanyalara, hatta spordan sanat etkinliklerine kadar her yerde kendini hissettiriyor. Devletle vatandaşın ilişkisinde de, iktidarla muhalefetin arasında da, anne-babanın çocukla ilişkisinde de, hep o var. Kimi zaman aleni, kimi zaman alttan alta kendini gösteriyor. Şiddet, neredeyse bütün ilişkilerimizde. Şiddetten uzak bir yaşamı kurmaya çalışanlar da yok değil. Şiddetsizlik, Türkiye'de de uygulanmaya çalışılan bir hareket. Şiddetsizlik sitesinin kurucusu Hilal Demir anlatıyor.
- Şiddetsizlik dendiğinde ilk akla gelen nedense pasiflik oluyor...
Şiddetsizlik hareketinde pasifistler var, ama bütün hareket pasifizmle bağdaştırılmamalı. Çünkü şiddetsiz mücadelede kullanılan bir çok araç pasif değil aktif; iş birliğini red veya şiddetsiz müdahale gibi... Bu yanlış kanı aslında bize çok şey anlatıyor, yaşadığımız şiddet kültüründe şiddetin kullanılmadığı araçları değersiz kılma ve zayıflatma eğilimine giriyoruz, bu da şiddetin ne denli etkili bir araç olduğu yanılgısının içimize işlediğini gösteriyor. Oysa şiddetin çözüm getirmediği tarihteki örneklerle kanıtlanmış.
- Peki şiddetsizlik dendiğinde ne algılamalıyız?
Şiddetsizlik, sadece şiddetin yokluğu ile tanımlanmaz, bir politik mücadele biçimi ve yaşam felsefesidir. Ulaşmak istediği ütopyayı yani eşitlikçi, özgür, tahakkümsüz bir dünyayı bugünden yaşama geçirmeye çalışır. Bu yüzden diğer hareketlerden önemli bir farkı araç ve amaç arasında gösterdiği uyumdur. Şiddetsiz mücadele, iktidarların ihtiyaç duyduğu hükmedilenlerin itaati ve işbirliği olmaksızın kullanamayacağı kaynakları saptama, hedef alma ve geriletme yoluyla ilerler. Bu tarz bir kavrayış, en zayıf görünen grupların bile şiddetsiz direniş açısından nasıl bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyar. Şiddetsiz aktivistler için her gün yeni bir mücadeledir ve bu mücadelede karşıtının kullandığı şiddetli araçları değil, onu yok etmek yerine dönüştürebileceği araçları kullanmayı seçer. Bir alintiyla cevap verecek olursam; “aslında şiddetsizlik toplumsal, siyasi ve ekonomik mücadelenin bir aracı olarak, tarihin kendisi kadar eski. Bizim bunu bilmememiz; tarihi, bir savaşlar dizisi olarak algılamayı öğrenmiş olmamızdan.”
- Şiddetsizlik hareketinin Türkiye'de ortaya çıkışı neye dayanıyor?
Türkiye'de şiddetsizliğin politik tarihi uzun değil. Pratik ilk şiddetsizlik çalışması İzmir Savaş Karşıtları Derneği'nin 1996'da Foça'da gerçekleştirdiği uluslararası bir antrenmandı. Aktivistler ve dernek üyeleri şiddetsizlik ilkeleri ve araçları üzerine çeşitli eğitimler aldı. Daha sonra bazı dernek üyeleri “İzmir Şiddetsizlik İnisiyatifi”ni kurdu, Türkiye'de ve yurtdışında şiddetsizlik antrenmanları vermeye başladılar. Şu an şiddetsizlik antrenmanlarına yönelik Türkiye'de örgütlü çalışma yürütülmüyor. Bu, bireysel çabalarla ilerliyor. Türkiye'nin ilk şiddetsizlik üzerine web sitesi www.siddetsizlik.org hala işlevsel.
- En tepeden en küçük hücreye kadar şiddetle kuşatılmış; katliamlara, linç girişimlerine sıkça tanık olmuş bir ülkede yaşıyoruz. Devletin halkına, patronun işçiye, erkeğin kadına, anne-babanın çocuğuna bazen farkında bile olmadan şiddet uyguladığı bu ülkede şiddetsiz yaşayabilmek mümkün mü gerçekten?
Şiddetin hayatımızın her alanına girmesi şiddetsizliğe ne kadar da çok ihtiyacimiz oldugunu gösteriyor. Şiddet, egemenler ve ezilenler bağlamında bir döngü. Egemen otoritesini kullanarak diğerlerini ezer, ezilen ise bunu değiştirecek adım atmadığı yani itaat ettiği sürece otoritenin kullandığı şiddetti var kılar. Bu döngüden çıkmanın tek yolu ezilenin egemene verdiği gücü, iktidarını geri alması. Egemenler ya da otoriteler, yönetecekleri ya da dikte edecekleri birileri kalmadığında yok olur çünkü asıl güç birey olmanın değerindedir.
İşimiz zor, ama bir pasifistin dediği gibi “Bir kaktüs tohumundan gül yetiştiremezsiniz” yani şiddet içinde bulunduğumuz durumlarla baş etmek için şiddet kullanarak hayal ettiğimiz değişimi yaratamayız.
Şiddetsizlik politik mücadele olarak şiddeti kurumlaştıran, yeniden ve yeniden üreten toplumsal yapıları dönüştürmeyi, şiddetin kökenlerini değiştirmeyi de hedefler. Bu sistemde şiddetli ya da şiddetsiz yaşamak zaten zor ve benim için önemli olan inandığım değerleri elimden geldiğince hayata geçirmek.
- Hele de muhalifseniz devlet şiddetinden payınıza düşeni almayı göze almanız gerekiyor, ne yazık ki. Siz şiddet göstermeseniz de, kolluk güçleri şiddet gösteriyor. Şiddetsiz bir eylem gerçekleştirmenin yolu ne?
Şiddetsiz doğrudan eylem antrenmanlarıyla, bir eylemin örgütlenmesi her yönüyle eylemden önce deneyimlenir, polis güçlerince şiddetin kullanılabileceği olasılığı üzerine gerekli önlemler alınır ve stratejiler geliştirilir. Bu duruma karşı psikolojik hazırlıklar da yaparız. Bu yüzden şiddetsiz eylem diğer eylem biçimlerinden farklı olarak öncesinde ciddi ve uzun bir hazırlığı gerektirir. Şiddetsiz eylem her zaman bir uzlaşma stratejisi seçmez ve genellikle eylemler yürütülen bir kampanyanın parçasıdır, bu yüzden kampanyanın amacına hizmet eder. Mesela bir eylemde sert biçimde polis şiddetine maruz kalındığında, özellikle yalnızken direnilmemeli, ancak tabii ki istekli biçimde göz altına da gitmeyiz. Polis şiddetinin olası olduğu eylemlerde buna karşı pozisyonlar ve duruşlar çalışılarak şiddetin etkileri en aza indirgenmeye çalışılır. Önceden örgütlenen hukuk desteği devreye girer. Eylemin görsel kayıtçısı, avukatlar, gözlemciler bu durumları belgeler ve eylem sonrasında da mücadele bu yönüyle devam eder.
- En etkili şiddetsizlik eylemleri neler sizce?
Gandhi'nin önderliğinde verilen Hindistan bağımsızlık mücadelesi en bilineni. 20. yüzyılın başında kadınlar oy, işçiler sendika kurma hakkını, büyük katılımla gerçekleşen şiddetsiz gösterilerle ve fabrika işgalleriyle kabul ettirdiler. Kaliforniya'da Cesar Chavez ve Birleşik Tarım İşçileri, yoksul tarım işçileri için bir sendika kurdular ve tüm baskılara, tehditlere ve saldırılara rağmen şiddetten arınmış eylemin felsefesinden ve yönteminden vazgeçmediler. Böylece, diğerlerinin başarısız kaldığı yerlerde hedeflerine varabildiler. ABD'nin Hindiçin'de sürdürdüğü savaşa karşı verilen mücadelenin on yılı, büyük oranda şiddetten arınmış kitle gösterileriyle, sivil itaatsizlikle ve kamu çalışmasıyla gerçekleşti. ABD'nin bu savaştan çekilmesinde pasifistlerin payı büyük. Günümüzdeyse şiddetten arınmış direniş, nükleer silahlara ve nükleer santrallere karşı mücadelede kendini gösteriyor. Geçen hafta gerçekleştirilen Anti-Castor adlı nükleer atıkları taşıyan trene karşı yapılan şiddetsiz eylem uzun yıllardan beri sürüyor ve bu seneki eylem bugüne kadar başarılan en uzun gecikmeyi yaşattı. Bu, transferi gerçekleştiren şirkete milyonlarca avroya mal oldu.