Kadin vicdani red aciklamalarinin vicdani red hareketine getirdikleri
Merhaba,
Oncelikle orada sizlerle bulunamadiğim icin cok uzgunum ama bu şekilde de olsa bir katki sunabilme imkanini bana tanidiginiz icçin cok teşekkur ederim.
Bu sunum, başlikta da belirttiğim gibi kadin red aciklamalarinin vicdani red hareketi acisindan analizi ve gelecekte atilabilecek çeşitli adimlara dair fikirler niteliğinde. Nitekim bunu bir kadin vicdani redci etiketiyle değil, bir vicdani red aktivisti olarak yapmak istiyorum, cunku vicdani red hareketine kadin olarak yaptiğim aciklamayla daha geniş bir perspektif kazandirma amacini gutmustum. Lakin kadin redci olarak etiketlenip sadece bu konuya sikistirilmak istemiyorum cunku sonuçta eylemliliğim harekete katki niteliğindeydi ve kavrami genişletmekti. Kendimi halen bir antimilitarist bir vicdani red aktivisti olarak goruyorum ve kadin olmamdan kaynakli sadece kadin redciliğiyle ilgili dusunce uretebilir konumda kalmak istemiyorum. Kadin aciklamalariyla ozne olmak istemiştik, şimdi vicdani red hareketinin bir oznesi olarak konuşuyorum...
Tesadufen elime gecen ki sonradan farkettim bayaa şansliymisim, nitekim barselona'da turkce yayin hele ki dergi falan bulmak mumkun değil, express'in militarizm dosya konulu sayisini okumaya başlamiştim ve savaş karşitlari grubumuzda dergideki vicdani red ve militarizm uzerine kadin katkisinin bulunmamasindan kaynakli yazişmalari da okuyunca aklimda dolanmaya başlayan dusunceleri kaleme almaya başladim ve o karalamalar bu metne donustuü.
Turk antimilitarist hareketinin tarihi kisacik ve bu tarih yazilirken vicdani red mucadelesi yine ayni antimilitarist aktivistler tarafindan yurutulmeye başlandiğinda once bu bize kolaylik sağlamişti, mesela total red, şiddetsizlik gibi kavramlari uzun uzun tartişmak zorunda kalmamişti iki hareketin aktivistleri. Lakin zaman ilerledikçe ve her iki hareket de toplumsal mucadele alanlarina yeterince acilamadikca iki hareketin de soylemleri bir olarak algilanmaya başlandi ve vicdani red uzun sure total red ve şiddetsiz bir karaktere sahip olarak okunmaya başlandi. Bunun bir başka nedeni de orgutlu bir yapimimizin o zamanlarda bulunmamasi, bircçok aktivistin psikolojik yıpranmişliklar nedeniyle hareket alanindan cekilmesi, yeni kişilere ulaşamama gibi bir cok nedenden dolayi iyice kuculen antimilitarist hareketin tek hareket yeri vicdani red olmaya başlamişti ki oradaki hareketliliğin de iceri giren, işkenceye maruz kalan erkek vicdani redcilerle dayanişma ve mumkun olduğunca cabuk redciyi iceriden cikarmaya calişmak olduğunu belirtmemiz gerekir. Durum uzun sure boyleyken vicdani reddin asil muhattabi olan militarist sisteme karşi orgutluü bir politika ve ses cikarmayi da başaramadik.
Kadinlar, 2004'ten bu yana vicdani redlerini acikliyorlar. 2004-2006 yillarinda militurizm festivalleri zamaninda yapilan ilk aciklamalar antimilitarist ve vicdani red hareketlerinin en caf cafli zamanlarindaydi ve kadinlar aciklamalarini yaptiklarinda iki temel ortak noktada hemfikirdiler: erkekleşmeye başlayan vicdani red hareketine feminist bir perspektif kazandirmak ve kadinlari destekciden ozne konumuna getirmek, diğeri ise vicdani red kavraminin sadece ordu değil militarizm karşitliği ile olan bağini gucüçlendirmek. Az once dediğim her iki hareketteki dusuş bu aciklamalardan sonraki yillarda geldi. Bu yuzden kadinlarin aciklamalariyla yapmak istedikleri uzun suüre havada asili kaldi. O zamanlarda da tartişmalar yaptik, eyledik lakin dişariya sozuümuüzuü bence yeterince ulaştiramadik.
Sonra, gectiğimiz yillrda Kurt hareketinin sivil itaatsiz bir mucadeleyi benimsemesi, sol hareketin dunyadaki sivil itaatsiz eylemlere duyarsiz kalmamasi, musluümanlarin vicdani nedenlerle kavrami sahiplenmesine tanik olduk. Dolayisiyla vicdani red hareketinin, bir toplumsal mucadele hareketini hareket yapan ozelliklerden biri olan farkli kesimlere acilmasi da gercekleşmiş oldu. Tabii bu acilim beraberinde vicdani red kavraminin ozellikle de total red ve şiddetsiz unsurlarinin yeniden tartişilmasini getirdi. Vicdani red, bir sivil itaatsizlik eylemi olarak vicdani nedenlerle sistemin dayattiği yasalara karşi gelmek ve dar anlamiyla devletin zorunlu kildiği ordusuna katilmamak olarak yorumlaniyor. Bu durumda şiddetsiz olmasi ya da her turlu hizmeti reddetmesi beklenmiyor. Geldiğimiz bu gunde antimilitarist mucadelenin noksanlarini sadece vicdani red hareketi ile doldurmaya calişmak yanliş bir yaklaşim olur. Lakin antimilitarist hareket, vicdani reddi sahiplenirken şiddetsiz ve total red unsurlarini cikaramaz. Cunku kavrami, militarizme karşi bir mucadele araci olarak kullanir ve militarizmle muücadelede onun yontemlerini kullanmayi reddeder. İşte bu noktada kadinlarin vicdani red aciklamalari, buradaki militarizm eleştrisini gucüçlendirme unsuru olarak kullanilabilir. Bana sorarsaniz kadinlarin vicdani red aciklamalari vicdani red eylemi değil, antimilitarist bir eylemliliktir. Sistemin dayattiği militarist ilişkiler zincirini reddederken kadinlar, orduyu eylemin oznesi olmaktan cikarmiştir. Peki kadin aciklamalari guünden guüne artarken, konuyu “kadinlar askere gitmiyor, niye aciklama yapiyorlar”dan bir adim daha oteye taşima zamani bence geliyor. Bunun icçin antimilitarist hareketin aktivistleri birlikte hareket ederek, sosyal medyada ne zaman bir vicdani red tartişmasi, yazi-cçizi olursa kadinlarin vicdani red açciklamalarini konu etmeye zorlamaliyiz. Ve bunun sorumluluğu sadece kadinlarda olmamali dolayisiyla. Hatta bu anlamda malum sosyal medyanin yazar cçizerleri erkek hegemonyasinda olunca ve vicdani red popularite kazanip medya malzemesi haline geldikce erkek aktivistlere yonelen medyaya kadin aciklamalarinin militarizm eleştrisi konusunda sadece bir “değinmeden” cçok daha fazla alan taninmasi konusunda stratejik davranmaliyiz diye duüşuünüuyorum.
Bir diğer stratejik adim ise tutuklu bulunan vicdani redcçiler ve acilan “halki askerlikten soğutma” davalari uüzerinden uygulanan devam politikalarimiz. Vicdani red sana dayatilan, askere gideceksin diyen yasayi reddetmek demek olurken eylemliliği ise o yasaya karşı yuürüutuülen yasal muücadele ve bunun kullanimiyla halka mesajini ulaştirma diye cok kabaca formule edebiliriz. Nitekim, T.C. bunun farkinda olarak erkek vicdani redçcilere donuük bir yasal duüzenlemeye gitmiyor. Dolayisiyla elimizde 318 “halki askerlikten soğutma” davalari yasal muücadele alani olarak kaliyor. Lakin bu tuür kampanyalar oncesinde ciddi hazirlikla gotuüruüluürse uzun vadeli ve ses getirici olabiliyor ki eksik kaldiğimiz dediğim nokta bu. Biz hukuksal, maddi, manevi yonden hazirlanarak boylesi bir hukuk muücadelesine girmeyeli uzun yillar oluyor. Oysa ki bizlere karşi acilan davalar bitmiyor. Bu durumda hukuk takimlari, maddi havuz gibi geçciçci durumlarda kullanilmak uzere değil uzun vadeli bir hazirlik yapilarak acilan bir dava uüzerinden ve yine uzun vadeli bir politika üuretmemiz gerekiyor diye duüşuünuüyorum.
Bu pratik ve sistematik cçalişma oturtulduğunda mesela, 318 halki askerlikten soğutmayi hedef alarak bu yasayi ihlal eden toplu kadin açıklamalari gibi devami gotüuruülebilecek kampanyalar, o zaman anlamli olabilir.
Çok fazla analitik düuşuünme yeteneğine sahip olmasam da vicdani red hareketinin geldiği noktayi niraz tariflemeye caliştim. Hareketin farkli kesimlere ulaşma devresinde atilacak adimlar kritik değer kazanir. Nitekim, biz de boyle bir donem içcine girmiş bulunuyoruz. Bu acidan muümkuün olduğunca stratejik davranmayi onemli buluyorum. Umarim mucadelemizde, profesyonel ordu, sivil hizmet gibi uygulamalara karşi da uyanik olup, müucadele zeminini yitirmeden militarizme karşi sozüumuüze ve istediğimiz antiotoriter, cinsiyet ayrimciliğinin yapilmadiği bir duünya yolunda yuüruümemize devam ederiz!
Bu yaziyla ilgili eğer sorulariniz olursa e-mail yoluyla bana ulaşabilirsiniz. Tekrar teşekkuür ederim ve dayanişmayla...
yazinin yayinlanmis baska linki: http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=63044&SayfaNo=1
Oncelikle orada sizlerle bulunamadiğim icin cok uzgunum ama bu şekilde de olsa bir katki sunabilme imkanini bana tanidiginiz icçin cok teşekkur ederim.
Bu sunum, başlikta da belirttiğim gibi kadin red aciklamalarinin vicdani red hareketi acisindan analizi ve gelecekte atilabilecek çeşitli adimlara dair fikirler niteliğinde. Nitekim bunu bir kadin vicdani redci etiketiyle değil, bir vicdani red aktivisti olarak yapmak istiyorum, cunku vicdani red hareketine kadin olarak yaptiğim aciklamayla daha geniş bir perspektif kazandirma amacini gutmustum. Lakin kadin redci olarak etiketlenip sadece bu konuya sikistirilmak istemiyorum cunku sonuçta eylemliliğim harekete katki niteliğindeydi ve kavrami genişletmekti. Kendimi halen bir antimilitarist bir vicdani red aktivisti olarak goruyorum ve kadin olmamdan kaynakli sadece kadin redciliğiyle ilgili dusunce uretebilir konumda kalmak istemiyorum. Kadin aciklamalariyla ozne olmak istemiştik, şimdi vicdani red hareketinin bir oznesi olarak konuşuyorum...
Tesadufen elime gecen ki sonradan farkettim bayaa şansliymisim, nitekim barselona'da turkce yayin hele ki dergi falan bulmak mumkun değil, express'in militarizm dosya konulu sayisini okumaya başlamiştim ve savaş karşitlari grubumuzda dergideki vicdani red ve militarizm uzerine kadin katkisinin bulunmamasindan kaynakli yazişmalari da okuyunca aklimda dolanmaya başlayan dusunceleri kaleme almaya başladim ve o karalamalar bu metne donustuü.
Turk antimilitarist hareketinin tarihi kisacik ve bu tarih yazilirken vicdani red mucadelesi yine ayni antimilitarist aktivistler tarafindan yurutulmeye başlandiğinda once bu bize kolaylik sağlamişti, mesela total red, şiddetsizlik gibi kavramlari uzun uzun tartişmak zorunda kalmamişti iki hareketin aktivistleri. Lakin zaman ilerledikçe ve her iki hareket de toplumsal mucadele alanlarina yeterince acilamadikca iki hareketin de soylemleri bir olarak algilanmaya başlandi ve vicdani red uzun sure total red ve şiddetsiz bir karaktere sahip olarak okunmaya başlandi. Bunun bir başka nedeni de orgutlu bir yapimimizin o zamanlarda bulunmamasi, bircçok aktivistin psikolojik yıpranmişliklar nedeniyle hareket alanindan cekilmesi, yeni kişilere ulaşamama gibi bir cok nedenden dolayi iyice kuculen antimilitarist hareketin tek hareket yeri vicdani red olmaya başlamişti ki oradaki hareketliliğin de iceri giren, işkenceye maruz kalan erkek vicdani redcilerle dayanişma ve mumkun olduğunca cabuk redciyi iceriden cikarmaya calişmak olduğunu belirtmemiz gerekir. Durum uzun sure boyleyken vicdani reddin asil muhattabi olan militarist sisteme karşi orgutluü bir politika ve ses cikarmayi da başaramadik.
Kadinlar, 2004'ten bu yana vicdani redlerini acikliyorlar. 2004-2006 yillarinda militurizm festivalleri zamaninda yapilan ilk aciklamalar antimilitarist ve vicdani red hareketlerinin en caf cafli zamanlarindaydi ve kadinlar aciklamalarini yaptiklarinda iki temel ortak noktada hemfikirdiler: erkekleşmeye başlayan vicdani red hareketine feminist bir perspektif kazandirmak ve kadinlari destekciden ozne konumuna getirmek, diğeri ise vicdani red kavraminin sadece ordu değil militarizm karşitliği ile olan bağini gucüçlendirmek. Az once dediğim her iki hareketteki dusuş bu aciklamalardan sonraki yillarda geldi. Bu yuzden kadinlarin aciklamalariyla yapmak istedikleri uzun suüre havada asili kaldi. O zamanlarda da tartişmalar yaptik, eyledik lakin dişariya sozuümuüzuü bence yeterince ulaştiramadik.
Sonra, gectiğimiz yillrda Kurt hareketinin sivil itaatsiz bir mucadeleyi benimsemesi, sol hareketin dunyadaki sivil itaatsiz eylemlere duyarsiz kalmamasi, musluümanlarin vicdani nedenlerle kavrami sahiplenmesine tanik olduk. Dolayisiyla vicdani red hareketinin, bir toplumsal mucadele hareketini hareket yapan ozelliklerden biri olan farkli kesimlere acilmasi da gercekleşmiş oldu. Tabii bu acilim beraberinde vicdani red kavraminin ozellikle de total red ve şiddetsiz unsurlarinin yeniden tartişilmasini getirdi. Vicdani red, bir sivil itaatsizlik eylemi olarak vicdani nedenlerle sistemin dayattiği yasalara karşi gelmek ve dar anlamiyla devletin zorunlu kildiği ordusuna katilmamak olarak yorumlaniyor. Bu durumda şiddetsiz olmasi ya da her turlu hizmeti reddetmesi beklenmiyor. Geldiğimiz bu gunde antimilitarist mucadelenin noksanlarini sadece vicdani red hareketi ile doldurmaya calişmak yanliş bir yaklaşim olur. Lakin antimilitarist hareket, vicdani reddi sahiplenirken şiddetsiz ve total red unsurlarini cikaramaz. Cunku kavrami, militarizme karşi bir mucadele araci olarak kullanir ve militarizmle muücadelede onun yontemlerini kullanmayi reddeder. İşte bu noktada kadinlarin vicdani red aciklamalari, buradaki militarizm eleştrisini gucüçlendirme unsuru olarak kullanilabilir. Bana sorarsaniz kadinlarin vicdani red aciklamalari vicdani red eylemi değil, antimilitarist bir eylemliliktir. Sistemin dayattiği militarist ilişkiler zincirini reddederken kadinlar, orduyu eylemin oznesi olmaktan cikarmiştir. Peki kadin aciklamalari guünden guüne artarken, konuyu “kadinlar askere gitmiyor, niye aciklama yapiyorlar”dan bir adim daha oteye taşima zamani bence geliyor. Bunun icçin antimilitarist hareketin aktivistleri birlikte hareket ederek, sosyal medyada ne zaman bir vicdani red tartişmasi, yazi-cçizi olursa kadinlarin vicdani red açciklamalarini konu etmeye zorlamaliyiz. Ve bunun sorumluluğu sadece kadinlarda olmamali dolayisiyla. Hatta bu anlamda malum sosyal medyanin yazar cçizerleri erkek hegemonyasinda olunca ve vicdani red popularite kazanip medya malzemesi haline geldikce erkek aktivistlere yonelen medyaya kadin aciklamalarinin militarizm eleştrisi konusunda sadece bir “değinmeden” cçok daha fazla alan taninmasi konusunda stratejik davranmaliyiz diye duüşuünüuyorum.
Bir diğer stratejik adim ise tutuklu bulunan vicdani redcçiler ve acilan “halki askerlikten soğutma” davalari uüzerinden uygulanan devam politikalarimiz. Vicdani red sana dayatilan, askere gideceksin diyen yasayi reddetmek demek olurken eylemliliği ise o yasaya karşı yuürüutuülen yasal muücadele ve bunun kullanimiyla halka mesajini ulaştirma diye cok kabaca formule edebiliriz. Nitekim, T.C. bunun farkinda olarak erkek vicdani redçcilere donuük bir yasal duüzenlemeye gitmiyor. Dolayisiyla elimizde 318 “halki askerlikten soğutma” davalari yasal muücadele alani olarak kaliyor. Lakin bu tuür kampanyalar oncesinde ciddi hazirlikla gotuüruüluürse uzun vadeli ve ses getirici olabiliyor ki eksik kaldiğimiz dediğim nokta bu. Biz hukuksal, maddi, manevi yonden hazirlanarak boylesi bir hukuk muücadelesine girmeyeli uzun yillar oluyor. Oysa ki bizlere karşi acilan davalar bitmiyor. Bu durumda hukuk takimlari, maddi havuz gibi geçciçci durumlarda kullanilmak uzere değil uzun vadeli bir hazirlik yapilarak acilan bir dava uüzerinden ve yine uzun vadeli bir politika üuretmemiz gerekiyor diye duüşuünuüyorum.
Bu pratik ve sistematik cçalişma oturtulduğunda mesela, 318 halki askerlikten soğutmayi hedef alarak bu yasayi ihlal eden toplu kadin açıklamalari gibi devami gotüuruülebilecek kampanyalar, o zaman anlamli olabilir.
Çok fazla analitik düuşuünme yeteneğine sahip olmasam da vicdani red hareketinin geldiği noktayi niraz tariflemeye caliştim. Hareketin farkli kesimlere ulaşma devresinde atilacak adimlar kritik değer kazanir. Nitekim, biz de boyle bir donem içcine girmiş bulunuyoruz. Bu acidan muümkuün olduğunca stratejik davranmayi onemli buluyorum. Umarim mucadelemizde, profesyonel ordu, sivil hizmet gibi uygulamalara karşi da uyanik olup, müucadele zeminini yitirmeden militarizme karşi sozüumuüze ve istediğimiz antiotoriter, cinsiyet ayrimciliğinin yapilmadiği bir duünya yolunda yuüruümemize devam ederiz!
Bu yaziyla ilgili eğer sorulariniz olursa e-mail yoluyla bana ulaşabilirsiniz. Tekrar teşekkuür ederim ve dayanişmayla...
yazinin yayinlanmis baska linki: http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=63044&SayfaNo=1